Effects of the Global Decrease in Interest Rates

<--

Türkiye’de faiz oranlarında ciddi gerileme oldu. Bu, iç piyasalardaki iyimserlikten ziyade asıl olarak ABD ve Almanya’daki faiz gerilemelerine dayalı bir durum. Amerikan ekonomisinde açıklanan son verilerin, büyümede yavaşlamayı teyit etmesi, hatta yeni bir resesyon olasılığını gündeme getirmesi nedeniyle ABD Merkez Bankası (FED) bir bakıma yeniden düğmeye bastı. Gün içi kısa bir süre de olsa 2 yıllık ABD Hazine kâğıtlarının getiri oranı %0.46’yı gördü. Bu 2 yıllık tahvil ihraçlarının ilk yapıldığı 1975 yılından bu yana en düşük seviye. Geçtiğimiz hafta %2.58’i kapanışta görüp yukarı dönüş gösteren 10 yıllık tahvillerin ise, bu hafta sonuna doğru yine %2.58’i görmesi, söz konusu talebin devam edeceğine yönelik işaret. Nitekim, ABD önümüzdeki hafta 2, 5 ve 7 yıllık kâğıtların ihalesine çıkacak. Merkez Bankası ise 2013, 2014 tarihli ve yine 2021 ve 2040 vadeli kâğıtların satın alımını planlıyor. Özetle ABD, hazinesiyle, merkez bankasıyla yine büyük oynamaya başladı. ABD’nin piyasaları etkileyen ve daha da etkileyeceği belli olan hareketleri ile; bir tarafta makro ekonomik sorunlara çözüm aranırken, diğer tarafta kısa vadeli olarak piyasa rantçlarına fırsatlar doğacak. ABD’de hafta içinde açıklanan Philadelphia FED Ekonomi Endeksi – 5.1’den -7.7 seviyesine kadar gerilerken, ilk işsizlik başvuruları beklentilerin çok aksine 12 bin kişi daha artarak 500 bine ulaştı. Ekonomik büyümenin yeniden yavaşlaması ile işsizliğin daha da uzun bir süre sorun olacağı açık. ABD yatırımcısı, bir süredir tasarruflarını tam da ülke içi yatırımlara döndürme eğilimine girmiş iken; yeniden olumsuzluk sinyalleri ile birlikte güvenli liman diye gördüğü devlet kâğıtlarına yatırım yapmaya başladı. Devletin kendi kâğıtlarını belirli bir plan dahilinde almaya başlaması ile ilave momentum oluştu ve uzun vadeli kâğıtların fiyatlarında ciddi yükselme oldu. Bu tahvilleri almak isteyenler, doğal olarak öncelikle dolar talepçisi oldular ve hafta içinde dolar, Euro karşısında temmuz başındaki 1.26’lı seviyeleri zorladı. Yukarıda değindiğimiz üzere, Merkez Bankası’nın alıma devam edecek olması, dolar değerini biraz daha artırmaya neden olabilecektir. Buradaki bir kısıt, özellikle Avrupalı yatırımcıların daha önce acı çektiği Amerikan kâğıtları yerine Alman tahvillerini belki daha da fazla tercih etme eğilimidir. Zira, bir süredir ciddi talep gören Alman 30 yıllık tahvillerinin getiri oranı, buna bir de Alman Merkez Bankası Başkanı Weber’in ekonomiye ilişkin kaygıları da dile getiren açıklaması eklenince, tarihi düşük seviyelere geriledi (bir diğer ifadeyle bu tahvillerin fiyatı tarihi zirvesine doğru ilerledi). ABD ekonomisi yeniden geldi ve dayandı ki, bu gidişle yatırımları ve harcamaları “liberal” devlet üstlenecek. Zira faizler kısa vadede ne kadar düşük seviyede tutulursa tutulsun yatırımcılar tasarruflarını yine de devlet kâğıtlarına yatırmak tercihinde kalıyor. 2008 krizinin ardından tasarruf eğilimini bir derece yukarı çeken ABD, yeniden düşük tasarruf oranlarıyla karşı karşıya. Daha da önemlisi, söz konusu tasarruflar istenen alana yönlendirilemiyor, tüketim harcamaları artırılamıyor. Ekonomi canlandırılamaz ise, istihdam sorunu da artarak devam edebilir. Şimdilik görünen ABD’nin önümüzdeki dönem daha devletçi bir ekonomi anlayışına yönelmesi eğilimi. Keza, son günlerde Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında da iyice alevlenen tartışma, ekonomik başarısızlıkta suçlu aranması üzerine. Konunun bu boyutuna önümüzdeki yazılarda yer vereceğim.

About this publication