Putin's Victory Relieves Obama

<--

Sonuçta Putin bir strateji ve diplomasi dersi verdi ABD’ye. Kimsenin beklemediği bir anda muhteşem bir zamanlama ve beklenmedik bir satranç hamlesiyle bütün dinamikleri lehine çevirmeyi başardı Moskova.

ABD ve Rusya arasında Cenevre’de varılan anlaşmaya göre Suriye’nin elindeki kimyasal silahlar BM denetimine geçecek ve uzun dönemde yok edilecek.

“Happy End” diye buna derler işte.

Detaylar net değil ama kimin umurunda.

Rusya bu sayede şu anda dünya kamuoyunun gözünde savaşı durduran ülke konumunda. Yaratıcı formüllerle barışçıl çözümler bulan bir lider artık Putin. Barış güvercinleri uçuran melek konumuna gelen bu liderin Çeçenistan’ı dümdüz etme ve Gürcistan’ı işgal etme konusunda nasıl “barışçıl” reflekslere sahip olduğunu hepimiz hatırlıyoruz. Peki ya Washington? Obama durumdan memnun gözüküyor çünkü Kongre’de rezil olmaktan kurtuldu.

Eğer Rusya devreye girmeseydi Senato ve Temsilciler Meclisi oylamaya gidecek ve muhtemelen Obama istediği desteği bulamayacaktı. Evet, belki böylece Obama zaten girmek istemediği bir savaşa zorla girmekten kurtulacaktı. Ama aynı zamanda karizması ve inandırıcılığından geriye ne kaldıysa onu da kaybedecekti. Oysa şimdi Obama gönül rahatlığıyla Suriye dosyasını tekrar rafa kaldırabilir ve de asıl istediği içerdeki sorunlara odaklanabilir. Tabii bu arada Suriye’deki kimyasal silahların yok edilmesini hedefleyen yeni diplomatik sürece yönelik olarak Obama bol bol “eğer biz askeri müdahale tehdidinde bulunmasaydık bu süreç başlamazdı” edebiyatı yaparak kendine kredi çıkaracak.

Başka bir memnun da tabii ki Suriye’deki rejim. Esad bombalanmayı beklerken şimdi Putin sayesinde uluslararası meşruiyet kazanıyor. Kimyasal silah kullanmadan içerdeki direnişi ezmeye istediği gibi devam edecek.

Ülkede iç savaş bütün hızıyla devam ederken Esad, Birleşmiş Milletler denetçileriyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynayacak.

Eğer yan çizerse ne olacak? O konu çok muğlak. Herhalde Esad gülerek “ABD’nin askeri müdahale konusunda ne kadar kararlı ve ciddi olduğunu bütün dünya gördü” diye düşünüyordur.

Sonuç olarak hem Washington, hem Moskova, hem de Şam durumdan memnun.

Bu listeye İran ve de Hizbullah’ı da eklemek gerekiyor tabii ki. Onlar da Suriye’de rejimin uluslararası meşruiyet kazanması ve de ABD’nin askeri operasyonunun rafa kalkmış olması sayesinde derin bir nefes almış olmalılar. Aksi takdirde, ABD’ye karşı misilleme yapıp, girmek istemedikleri bir çarpışma sürecine gireceklerdi.

Peki, kaybedenler kim? Başta tabii ki Suriye’deki direniş geliyor. Direnişe destek veren Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerin yanında Fransa ve İngiltere de bu süreçte ABD’nin ipiyle kuyuya inmenin zararlarını gören ülkeler.

Bir de tabii İsrail var. Netanyahu ABD’nin Suriye’deki kırmızı çizgisi ile İran’a getirilen kırmızı çizgi arasında bire bir paralellik kuruyordu. Bu nedenle İsrail lobisi Temsilciler Meclisi üzerinde geçtiğimiz haftalarda büyük bir baskı oluşturmuştu. Ama Rusya’nın diplomatik zaferi sonrasında bütün hesaplar değişiyor. Obama’nın Suriye konusunda inandırıcılığını kaybediyor olması İran-İsrail denklemine olumsuz yansıyacak. Sonuç olarak Putin’in hamlesi Obama’yı iç politikada rahatlattı ama Ortadoğu diken üstünde kalmaya devam edecek.

About this publication