MIT Intrigue in the US Media

<--

ABD medyasında MİT dalgası

WASHINGTON

İki hafta önce bu köşede Washington’da AK Parti’den yüksek beklentisi olanların hayal kırıklığı içinde olduğunu yazmıştım.

Bunun nedeni açıktı: İsrail-Türkiye normalizasyonu için bu kadar çaba gösterilmesine rağmen sonuç gelmemesi, Gezi olaylarına farklı yaklaşım, Mısır’da darbenin İsrail’e bağlanması ve de son olarak

Türkiye ve Çin arasında imzalanması muhtemel füze savunma sistemi anlaşması nedeniyle Obama yönetimi genel olarak Türkiye konusunda hayal kırıklığı içindeydi.

Beklentiler daha iyi yönetilmediği takdirde Ankara ve Washington arasındaki gidişat yakın gelecekte bir krize doğru yol alıyor gibiydi.

Geçtiğimiz 10 gün içinde önce Wall Street Journal gazetesi, ardından da Washington Post’ta Hakan Fidan’ı hedef alan makaleler çıktı. Bu yazılar Türkiye ve ABD arasında bir kriz yaratmasa bile, belirli bir rahatsızlık yaratmaya namzet.

Yazılardaki iddialara göre Hakan Fidan üç yıl önce ABD ve İsrail tarafından toplanan hassas bir istihbaratı İran’a verdi. Washington Post yazarı David Ignatius ise bu iddiayı biraz daha açarak MİT’in Türkiye’de Mossad’a çalışan İranlı ajanların kimliklerini İran istihbaratına teslim ettiğini yazdı. Aynı zamanda her iki yazıda da, Türkiye’nin gene MİT üzerinden Suriye’de El Kaide uzantılı gruplarla temasta olduğu iddiaları yer alıyor.

Bu iddialar aslında yeni değil. 2010 ve 2011 döneminde sirkülasyona giren bu iddiaların üzerinden çok zaman geçti.

Bugün İran ve Türkiye arasında Suriye ve NATO radarları nedeniyle ilişkiler çok daha olumsuz yönde. O nedenle asıl ilginç olan konu bu yazıların neden şimdi ortaya çıktığı. Yani zamanlama. Çok fazla komplo teorisi kurmadan basit bir soru sormak gerekiyor: Eğer Türkiye şu ana kadar İsrail ile ilişkilerini normalleştirmiş olsaydı bu yazıların bir değeri olur muydu? Türkiye İsrail ilişkilerinde son pürüz olan tazminat konusunda bile sonuç alınacak ve çözüm getirecek bir aşamaya gelinmişken bu yazıların çıkıyor olması manidar. Genelde bu tür basın haberleri ve yazılar daha çok ABD Kongresi üzerinde etkili olur.

Bu nedenle Kongre’de Türkiye’den rahatsızlık duyan gruplar üzerinde de durmak gerekiyor. İsrail lobisi dışında son zamanlarda ABD silah lobisinin de Türkiye’nin Çin füzeleri alacak olması konusundaki endişelerini hesaba katmak gerekiyor.

Bugün geldiğimiz noktada kanımca Türkiye ve İsrail arasında normalleşme yaşanmasını istemeyen kesimler de var. Bu kesimlerin bir korkusu Türkiye’nin Hamas üzerindeki etkisi. Hamas’ın Kahire’deki en önemli dostu Mursi darbe sonucu artık iktidarda değil.

Suriye’deki gelişmeler de Hamas’ın hesaplarını altüst etti. Şii cephesinde Şam ve Tahran ile köprüleri atan Hamas için bölge genelinde tek sağlam dayanak artık Türkiye. İşte bu nedenle şu anda Ankara’nın önünde ciddi bir Hamas fırsatı var. Bölgede bir süredir yalnız kalan Türkiye için Ortadoğu Barış sürecinde yeniden aktör haline gelmenin yolu Gazze’den geçiyor. Hamas’ı barış sürecinde masaya getirmek Türkiye’nin bölgesel prestijini yeniden artıracak ve ABD ile ilişkilere de olumlu etkide bulunacaktır.

O nedenle Türkiye çıkan yazılara fazla önem vermeden bir an evvel İsrail ile normalleşme konusunu sonuca ulaştırmalı.

About this publication