Was the Biden-Putin Summit Successful?

<--

Geçen pazarki yazımı ABD’de “Biden-Putin Zirvesi”nden beklentilerin hayli düşük olduğunu söyleyerek bitirmiştim. Zirve gerçekleşti ve Biden’ın Putin’e ‘ABD’nin kırmızı çizgileri”ni çok net olarak iletmediği yönünde yorumlar yapılıyor. Washington’daki Rus karşıtı şahinlerse Biden’ı Putin’i yatıştırmaya çalışmakla suçluyorlar. Biden ise Zirve’den çıkan sonuçları yapıcı bulduğunu belirtiyor. CNN Muhabiri Kaitlan Collins, Biden’a “Putin’in davranışlarını değiştireceğinden nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz” diye sormuştu. Biden ise “Emin olduğumu nereden çıkardın” diyerek muhabiri azarladıysa da sonradan özür diledi.

Kimi analizciler iki lider açısından Cenevre Zirvesi’ni “ne zafer, ne de felaket” olarak yorumluyorlar. Zirveden çıkan tek olumlu sonuçsa, ABD’nin Rusya Büyükelçisi’nin Moskova’ya, Rusya’nın ABD Büyükelçisi’ninse Washington’a dönmeleri konusunda anlaşma sağlanmasıydı. İki lider “Stratejik istikrar diyaloğu”nun sürdürülmesini temenni ettiklerini de vurguladılar. Oysa dış politikada temennilerin veya ümit etmenin bir plân olmadığı bilinir.

Biden’ın 2000’lerin başlarından itibaren Putin hakkında son derece şüpheci olduğu biliniyor. Biden’ın “Foreign Affairs” dergisinde Rusya ve Putin hakkında zehir zemberek bir makale yayınladığına geçen Pazarki yazımda değinmiştim. Makale Biden’ın Rusya yaklaşımını ifşâ ediyor ancak ”taç giyen baş akıllanır” diye de meşhur bir söz var. Biden’ın Cenevre’de Putin’e ABD’nin dişlerini göstermediğine dikkat çekilmesi bu sözle ilişkilendiriliyor.

Biden’ın Cenevre Zirvesi’yle ilgili olarak “tüm dış politika, kişisel ilişkilerin mantıklı bir uzantısıdır. İnsan doğasının işleyiş şekli budur” şeklinde konuşması da çokça tartışılıyor. Nitekim George W. Bush döneminde Savunma Bakanlığı’nda Politikadan Sorumlu Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Eric Edelman, Trump karşıtı eski Neoconlar’ın yeni yayın organlarından “The Bulwark”ta 17 Haziran’da yayınladığı yazıda Biden’ın bu sözlerini yorumladı. Yazının başlığı “Biden-Putin Zirvesinin Başarılı Olduğunu Nasıl Anlayacağız? Ve neden dış politika sadece ‘kişisel ilişkilerin mantıklı bir uzantısı’ değildir” şeklindeydi.

Edelman daha yazısının başında “Biden yönetimi, Başkanın Vladimir Putin ile yapacağı Cenevre Zirvesi için çıtayı o kadar düşük tuttu ki, bunun bir ‘başarı’ olacağı önceden belirlenmişti” diyordu. Edelman, Biden’ın Putin’den “değerli bir düşman” olarak söz etmesinden rahatsız olduğunu da belirtiyordu. Edelman’a göre bu etiketleme Putin’in ABD ve Batı’ya karşı davranışlarını değiştirmeye yöneltmez, tam aksine aynı yönde davranmaya iter.

Edelman’ın dikkat çektiği bir diğer husus ise Rusya politikası konusunda Biden Yönetiminde politika birliğinin sağlanmamış olmasıydı. Edelman’a göre Biden yönetimi biribirine zıt iki yaklaşım çerçevesinde bölünmüş görünüyordu. Bir tarafta sertlik politikasını savunanlar, diğer taraftaysa ABD’nin Çin ve Rusya ile ilişkilerde ticarî çıkarlarını önceleyen Almanya gibi müttefiklerle birlikte Rusya’ya karşı daha incelikli yaklaşım sergilenmesini isteyenler vardı.

Amerikan medyasında dile getirilen bir diğer önerisiyse, ABD’nin Rusya’ya karşı ‘sessiz’ ama etkili bir ‘siyasî savaş’ yürütmesi gerektiğiydi. Yine “The Bulwark”ta, yine George W. Bush döneminde Dışişleri ve Savunma Bakanlıklarında görev yapmış isimlerden Kristofer Harrison “Biden, Putin’e Karşı Siyasi Savaşı Nasıl Başlatabilir?” başlıklı yazısında Putin’i bir kutuya koymak için 5 strateji öneriyordu. Harrison Rusya’nın yerel sorunlarının “ulusal sorun” haline getirilmesini salık veriyordu. Harrison Putin aleyhtarı medya ağları oluşturulmasının yanı sıra Biden’dan Rusya’nın “Kuzey Akım-2” başlıklı doğal gaz boru hattı projesinin fişini çekmenin yolunu bulmasını da istiyordu. Bütün bu öneriler, Rusya’ya yönelik ABD yaptırımlarına imkan sağlayan “Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası”nın aktif şekilde işletilmesini içeriyor. Sözkonusu yasanın, Barack Obama’nın Başkanlığı döneminde ABD Kongresi’ndeki Demokratlar’ın ve Cumhuriyetçiler’in işbirliğiyle çıkarıldığını da hatırlatmak gerekiyor tabii.

About this publication